31 Ekim 2007

Amor est vitae essentia...

"Love recognizes no barriers. It jumps hurdles, leaps fences, penetrates walls to arrive at its destination, full of hope."

... soğuk bir Ankara akşamında, bilgisayar karşısında vakit geçiriyordum. Malum; son zamanların modası olan facebook'ta bir yandan arkadaşlarımı arıyor, bir yandan da boş gözlerle televizyona bakıyordum. Saatime baktım 22.10'u gösteriyordu. Dışarıda sağanak halinda yağan yağmurun sesi ile irkildim. Neredeyse, doluya dönüşecek kadar şiddetli yağan yağmur, tamamen başka bir boyuta geçmeme neden oldu o anda. Havada aşk kokusu vardı... Evet, evet, uzun zamandır yabancı olduğum bir duygu idi ve sanki biri kulağıma fısıldıyordu. AŞIK OLMA VAKTİ GELDİ, ne duruyorsun? Sonra düşündüm ki; beni bu noktaya götüren şey...

Akşam 18.00 sıraları idi. Facebook'ta dolaşırken; yıllardır görmediğim birini, arkadaşımın listesinde farkettim. Hemen mesaj yolladım. Ve hiç cevap gelmeyecek diye beklerken, 10-15 dakika sonra mesajı inbox'a düştü. Hemen yanıtladım ve daha hızlı mesajlaşmak adına mail adresimi verdim ve ondan da istedim. Hatta uzun bir mail yazarak, bu kadar zaman neler yaptığımı yazmaya başladım. Gönderdim ve yine beklemediğim bir hızla cevabı geldi. Konuşuyoruz hala...

Bu bir işaret olabilir mi??? Aşkın, yeni bir sevginin ya da arkadaşlığın... Şairin dediği gibi; Bir şey var aramızda, senin bakışlarından belli, benim yanan yüzümden, dalıveriyoruz arada bir, ikimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki, gülüşerek başlıyoruz söze...

"If we are always arriving and departing, it is also true that we are eternally anchored. One's destination is never a place but rather a new way of looking at things..."

26 Haziran 2007

Roberto Carlos Fenerbahçe'de!



Fenerbahçemizin flaş transferi Roberto Carlos, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda saha ortasına kurulan bir platformda ve tribünlerdeki binlerce taraftarımızın huzurunda kendisini 2 yıllığına Fenerbahçemize bağlayan sözleşmeye imzayı attı.

Roberto Carlos'un imza törenine Başkanımız Aziz Yıldırım, Genel Sekreterimiz Vedat Olcay, asbaşkanlarımız Mahmut Uslu, Murat Özaydınlı, Şekip Mosturoğlu ve Nihat Özbağı, yönetim kurulu üyelerimiz Tahir Perek, Hakan Dinçay ve Ercan Karasu, İdari Menajerimiz Volkan Ballı ile Roberto Carlos'un menajeri Pasaliç katıldı. İmza törenini izlemek için Fenerium alt tribününü tamamen dolduran taraftarlarımız, Başkanımız Aziz Yıldırım ve yeni transferimiz Roberto Carlos'a uzun süre tezahüratta bulundu. İmza törenine sarı-lacivert forma ve beyaz şortla gelen Roberto Carlos'a taraftarlarımız sevgi gösterilerinde bulundu. Tarihi bir günün yaşandığını belirten Başkanımız Aziz Yıldırım, sahanın ortasında ve taraftarların huzurunda Roberto Carlos'a imza attırarak, Fenerbahçe'nin Türkiye'de bir ilki daha gerçekleştirdiğini vurguladı. Aziz Yıldırım imza töreninde yaptığı konuşmada, "Dünyanın en büyük kulüplerinden Real Madrid'te oynarken, hiçbir düşünce içinde olmadan Fenerbahçe'ye gelen Roberto Carlos'a teşekkür ediyorum. Carlos'la 1.5 yıl önce arkadaşlarımız Murat Özaydınlı ve Mahmut Uslu konuştu ve anlaştı. Ama kulübü onu bırakmadı. Ama Roberto Carlos 1.5 yıl önce verdiği sözü unutmadı ve bugün bize geldi" dedi. Yabancı kontenjanının artması gerektiğini belirten Aziz Yıldırım, "Biz, bizde oynamak isteyen oyuncularla yolumuza devam edeceğiz. Bize en ufak katkısı olmuş, bize emeği geçmişleri de kötülemeyeceğiz, onları saygıyla anacağız. Karakterli bir oyuncunun bize gelmesinden dolayı çok mutluyum. Roberto Carlos gençlerimize örnek olacak, onların idolü olacak" diye konuştu.

Roberto Carlos ise, "Burada bulunacağım yıllar içinde tüm kupalara talibiz. Benim rüyam bu forma altında UEFA'da Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kazanmak. Başkan ve yöneticilere teşekkür ediyorum. Umarım çok başarılı bir sezon geçireceğiz" dedi. Roberto Carlos sözlerine Türkçe "En büyük Fenerbahçe, Şampiyon Fenerbahçe" diyerek nokta koydu. Başkanımız tören sonrası Carlos'a kendisi adına düzenlenmiş Fenerbahçe Kart hediye etti. Daha sonra yönetim katına geçen Roberto Carlos'a Başkanımız 3 nolu 100. yıl altın telefonunu hediye etti. Carlos kulübümüzden ayrılmadan önce Fenerium mağazasını gezerek taraftarlarımıza imza dağıttı. Yöneticilerle vedalaşan Carlos, daha sonra İstanbul'da oturacağı muhtemel evleri gezdi. Roberto Carlos akşam saatlerinde Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan kalkacak özel bir uçakla Madrid'e gidecek. Carlos buradan Brezilya'nın Sao Paola kentine uçacak.

Best Sport Blogger Award Nominee

Best Blogger Award Nominee

12 Haziran 2007

www.cnn.com'dan Fenerbahçemize büyük onur!


Fenerbahce celebrate centenary in style

ISTANBUL, Turkey (CNN) -- Recent visitors to Istanbul could hardly have failed to notice the predominance of flags and banners in blue and yellow stretched out amid the bazaars of Sultanahmet, and fluttering from seafront terraces along the Bosphorus.

While football fans would have instantly recognised the colors of Fenerbahce, they may also have been surprised by their saturation coverage in a city that traditionally splits three ways with Galatasaray and Besiktas -- the other two-thirds of the trio that dominate Turkish football -- also enjoying strong local support.

For now however, Istanbul belongs to Fenerbahce. The club is currently celebrating not only a record 17th Turkish championship but its centenary year. And to mark the occasion, Fener this week clinched the signing of a bona fide, albeit ageing, superstar: Brazilian fullback Roberto Carlos.

At 34, Carlos may not represent the most radical or imaginative of signings, but the former Real Madrid stalwart, a World Cup winner in 2002, fits the bill for a club seeking it raise its profile outside the hothouse atmosphere of Turkish football, bringing the sort of kudos that might just make the difference in persuading other top players to venture to one of the European game's frontiers.

"I had a lot of offers from Italy, England and other countries but Fenerbahce want to grow as a club and I was keen to help them," said the Brazilian.
Carlos' arrival is merely the latest stage in a revival that has seen Fenerbahce finally emerge from the shadows behind rivals Galatasaray, Turkey's best-known club on the back of four Turkish league titles in the late 90s, their UEFA Cup success in 2000 and regular recent progress to the later stages of the Champions League.
The club already has a big-name coach in Zico; a Brazilian connection that was instrumental in bringing Carlos to Istanbul.

It has an impressive new home at the 52,000 Sukru Saracoglu Stadium in the Asian side of the city (making matches between Fener and Galatasaray or Besiktas the only intercontinental local derbies in the world).

And now the club has success on the field, having finished the season nine points clear of nearest rivals Besiktas.

The next goal for Fener will be to translate domestic glory into dynastic dominance at home while establishing itself as a serious challenger for European honors.
Following last season's disappointment elimination from the Champions League at the qualifying stage, Fener will be hoping to make their mark in Europe's premier tournament.
That will likely depend on the scoring form of Brazilian midfielder Alex de Souza, top scorer this season, and revived Serbian striker Mateja Kezman, a flop at Chelsea who has rediscovered his predatory instincts.

But Zico will also likely have to cope with a continuing player drain, with this season's captain, Umit Ozat, already set on a move to Bundesliga side FC Koln.
Still those players committed to the club insist, the best is to come for Fener fans.
"This was an unforgettable season for Fenerbahce. This title is really precious and special," said Turkish international defender Deniz Baris after signing a new three-year contract.
"Now it will be easier because we have already proven that Fenerbahce is the best team in the Turkish League. Now our fans want us to be successful in Europe, so we will do our best."

14 Mayıs 2007

FENERBAHÇE'm ŞAMPİYON OLDU!


FENERBAHÇE 100. YILINDA 17.ŞAMPİYONLUĞU KUTLUYOR...

Bugün 13.05.2007... Fenerbahçe 17. kez Türkiye Şampiyonu oldu. Ve 100. yılda büyük bir başarıya imza attı. Adnan Polat, saat kaç?????? :) :) :)

Teşekkürler Kanarya...

(aklım yerine geldiğinde blogu tamamlayacağım)

06 Mayıs 2007

We Are The Champ......... :)



Fenerbahçe'den dev adım: 0-1


Lider Fenerbahçe takipçisi Beşiktaş'ı deplasmanda 1-0 yenerek bitime 3 hafta kala rakibiyle arasındaki puan farkını 5'e çıkardı.


İnönü'deki büyük derbi Fenerbahçe'nin oldu. Turkcell Süper Lig'in 31. haftasında en yakın takipçisi Beşiktaş'a konuk olan lider Fenerbahçe, ezeli rakibini 1-0 yenerek şampiyonluk yolunda önemli bir adım attı. İnönü Stadı'nda zorlu derbiye Fenerbahçe daha etkili başladı. 2. dakikada Tümer'le gole çok yaklaşan sarı-lacivertliler, 12. dakikada Kezman'ın attığı golle 1-0 öne geçti. Golden sonra beraberlik golü için rakip kaleye yüklenen Beşiktaş, 21. ve 23'te Burak, 45. dakikada da İbrahim Toraman'la girdiği pozisyonları değerlendiremeyince ilk yarı konuk Fenerbahçe'nin üstünlüğüyle kapandı. İkinci yarıya oyuna Bobo'yu da alarak hızlı başlayan Beşiktaş, ilk 10 dakika içindeki baskısıyla kazandığı köşe vuruşlarından sonuç alamadı. Siyah-beyazlılar ilerleyen dakikalarda Burak, İbrahim Akın ve Bobo ile gole yaklaştı ancak fırsatları yine değerlendiremedi. İbrahim Toraman'ın 82. dakikada kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan rakibi karşısında rahatlayan Fenerbahçe, kalan bölümde skoru korumayı başararak, sahadan 1-0 galip ayrıldı.


2 puan farkla geldiği deplasmanda en yakın rakibini mağlup eden Fenerbahçe, Turkcell Süper Lig'de bitime 3 hafta kala en yakın rakibi Beşiktaş'la arasındaki puan farkını 5'e çıkararak şampiyonluk yolunda çok büyük bir yol katetti.

20 Nisan 2007

Virgina Tech Massacre


We will continue to invent the future through our blood and tears and through all our sadness ... We are the Hokies ...
-- Nikki Giovanni, University Distinguished Professor, poet, activist

16.04.2007 tarihinde, ABD'nin en saygın devlet üniversitelerinden Virgina Tech'in Blacksburg kampüsünde, 895 kız ve erkek öğrencinin bulunduğu bir yurt binasında bu sabah yerel saatle 07.15'te silah sesleri duyuldu. Yurtta kalan bir öğrenci vurularak öldü, güvenlik güçleri katili aramaya başladı. Öğrencilerin yurttan çıkmasına izin verilmezken, saldırgan 4'üncü katta ateş açarak binadan çıktı. Birçok öğrenci yaralandı. Öğrenciler canlarını kurtarmak için pencerelerden atladı. 1100 hektar alana yayılan kampüs içinde bir türlü bulunamayan saldırgan, iki saat sonra kampüsün diğer ucundaki mühendislik fakültesini kana buladı. Ders gören 32 öğrenci hayatını kaybetti. New York Eğitim Ataşesi Şamil Öcal, konu ile ilgili açıklamasında, sözkonusu okulda 65 kadar Türk öğrenci bulunduğunu söyledi. Bunlardan 20'sinin Milli Eğitim Bakanlığı'nın bursu ile geri kalanlarının ise özel öğrenci olarak okuduğu anlatan Öcal, "Olaydan hemen sonra Türk öğrencilerin durumunu öğrenmek için çalışma başlattık. Biz de kayıtlı olan öğrenciler ve oradaki bir Türk öğretim görevlisi ile irtibata geçtik. Edindiğimiz bilgilere göre, ölü ya da yaralarılar arasında Türk öğrenciler bulunmuyor" dedi. Öcal, Türk öğrenciler ile sürekli irtibat halinde olduklarını sözlerine ekledi. Katil; yine aynı yerde başına sıktığı tek kurşunla intihar etti. Olaydan sonra Polis müdürü Wendell Flinchum'un yaptığı açıklamada; katilin, yine aynı üniversitede okuyan, G.Koreli Cho Seung olduğunun anlaşıldığını belirtti. Teyzesi; ailesi de akıl sağlığının yerinde olmadığını söyledi. Oldukça soğuk, sessiz ve arkadaşı olmayan biri olduğu çevreden edinilen bilgiler arasında....
Yurtta işlediği 2 cinayetten sonra odasına gidip bant kaydı bile yapan Cho; NBC televizyonuna; kargo ile; 28 video, onlarca resim ve bir manifesto göndermiş. http://www.cnn.com/video/player/player.html

11 Mart 2007

Saatler 100 Yıl Geri Alınıyor!




GÜCÜMÜZÜN FARKINDA OLALIM.... CUMHURİYETİMİZE SAHİP ÇIKALIM.... ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN KARANLIK GÜNLERE GÖTÜRÜLMEMİZE İZİN VERMEYELİM...

19 Şubat 2007

Mehmet Okur is NBA ALL STAR 2007



Proud of You MEMO!


NBA'de bir çok ilke imza atan Milli yıldızımız Mehmet Okur 18 Şubat da Las Vegas da, Thomas & Mack Center da yapılacak olan 56. Doğu-Batı All-Star maçında forma giyecek. NBA Başkanı David Stern'ün yaptığı açıklama da Utah Jazz de bu sezon kariyerinin en iyi sezonunu geçiren ve 18.2 sayı, 7.4 rebound, 2.0 asist ile oynayan, bir çok maçta takımını galip getiren basketi atan Memo, sakatlıklarından dolayı forma giyemeyecek olan Allen Iverson ve Steve Nash'in yerine kadroya alındı. Memo 2007 All-Star maçında Alman Dirk Nowitzki ve Fransız Tony Parker ile birlikte forma giyecek olan 3 uluslararası yıldızdan birisi olacak. Haberi kendisine Jazz genel menajeri Kevin O'Connor'ın ilettiğini belirten Memo, bir hayalinin gerçekleştiğini belirtti. Memo zengin Jazz tarihinde All-Star olan 10.uncu oyuncu oldu. Memo bu sezon 4 maç kazandıran basket atarken, 28 kez de son çeyrek veya uzatmada Jazz'ı öne geçiren veya beraberlik sağlayan basketi attı. Memo'nun hiç maç kaçırmadan oynadığı 231 maçlık seride, aktif oyuncular arasında NBA'in beşinci en uzun aralıksız maç oynama serisi.
Ve beklenen BÜYÜK an geldi. All Star maçı TSİ ile 03.50'de başladı. Memo, 2. periyotta oyuna girdi. Bir de serbest atış (free throw) kullandı. Ama sayı kaydedemedi. All Star heyecanı bu olsa gerek. Oysa, NBA maçlarında mesafe tanımaksızın şut atabilen MEMO için bu atışı sayıya çevirmek çok kolay. Ama beyni at dese de, eli titriyordur eminim. Şu anda maç devam ediyor. Az önce yerini Kevin Garnett'e bıraktı. Tahmin ediyorum, maçın ilerleyen anlarında oyuna tekrar girecektir. Ve evet, MEMO 2. periyotun bitmesine 2.5 dakika kala yeniden oyunda! Ne yazık ki ilk devrede MEMO'dan sayı göremedik. Ve ilk yarı bitiyor. East 59 - 79 West. Batı karması, ilk yarıyı 20 sayı önde tamamlıyor. 3. çeyrek de MEMO olmadan bitti. Ve East 119-88 West olarak bu devre de tamamlandı. Şimdi gözler son çeyrekte MEMO'yu arayacak. Ama oyuna girmese de, NBA tarihinde yer alan ilk Türk ALL STAR olarak altın sayfalara adını yazdırmış oldu. Bu onur; önce Mehmet'e sonra da tüm Türkiye'ye yakışır! Veee işte MEMO sahada! Oleyyyyy MEMO ilk 2 sayılık atışında başarılı. Ve 2.sayısı da Kevin Garnett'in asisti ile geliyor. Helal olsun sana MEMO! 1 asist Kobe Bryant'a veren MEMO rahatlamış görünüyor. Son 7 dakikaya girilirken 136 -106 Batı önde... All Star maçı istatistiği ise: 4 sayı, 2 rebaund, 2 asist ile oynarken, 1 tane de serbest atıştan yararlanamadı. Ve MVP Kobe Bryant seçildi. Seneye aynı rüyanın gerçekleşmesi dileklerimizle! Teşekkürler MEMO!

22 Ocak 2007

Hrant Dink'in ardından...

"Genel Yayın Yönetmenimiz kardeşimiz, dostumuz, en can yakınımız Hrant Dink’i bilinçli ve alçakça bir cinayet sonucu kaybettik. Acımız hiçbirşeyle mukayese edilemez. Kendini hala insan hissedebilenlerin başı sağolsun. AGOS Çalışanları..."

En son yazısında demişti ki: "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce..."

Ürkektir güvercinler. Kimi zaman evlerin, apartmanların parapetlerine konar, yem bekler gibi dururlar. Ama ürkektirler, en ufak bir harekette, kanatlanıp uçuverirler, uzaklaşırlar bir kötülük gelecek diye, bilmeden, anlamadan. Ama içgüdüsel bir davranıştır bu. Düşünsenize, hiç tanımadığınız biri sizinle gözgöze gelse ürkmez misiniz? İçinizden birşey kopmaz mı? Ayaklarınız çivilenir belki olduğunuz yere, ya da arkanıza bakmadan kaçarsınız... Hrant Dink, katili ile yüzyüze geldi, ürktü, belki hissetti birşeyler olacağını. Belki zaten hazırlıklıydı herşeye hepimizden daha çok. Oysa, gelen tehditleri yakın çevresi ve gazete okuyanlar biliyordu. Hatta en son gelen tehdit mektubunu ilgili makamlara bile iletmişti. Koruma istememişti; ama korunabilirdi O'na hissettirmeden. Bir gölge gibi. Ne yazık ki başaramadık... Olmadı. Kaybettik... Daha yeniyetme bir subyan, kimbilir kimlerin beynini yıkamasıyla bu hale geldi. Ve ne için? Hrant Dink ölünce fikirleri de mi ölecekti? Hayır! Arkasında bıraktığı ve aynı fikirleri savunan kişiler onun izinden yürümeye devam edecekler. Yılmadan, korkmadan.

Ben de haberi duyduğumda şok oldum ve "Ermeni olayım gidip" dedim, henüz hepimiz Hrant'ız seslerini duymadan ve yazılarını okumadan... Ama bazı şeyleri kabul etmek, yaşamak ve bilmek için BİRŞEY! olmak gerekmiyor dedim içimden... Aynı havayı solumamız, aynı yollarda yürümemiz, aynı sesleri duymamız bunun için yeterli zaten. Tabii sesleri farklı yorumlayanlar da bu olaydaki gibi olacaktır. Bize düşen, kulaklara giden sesleri, algılamak ve doğru bir şekilde yorumlamak... İşte bunu başarabilirsek; o zaman BİR oluruz, BİRŞEY değil...

İstanbul'da yaşayan, dostluğundan büyük zevk aldığım, benim için gerçekten önemli olan ve hayatımdaki tek Ermeni arkadaşım olan Dikran'a bir mail yazdım olaydan hemen sonra. "Yarın, benim ve annem için de birer mum yak Meryem Ana'da" diye... Ve edeceğin her dua da benim için kabuldür, dedim... Bundan güzel BİR olmak var mı? Dinler ve diller ayrı olsa da, gönüller bir. Başka HRANTları ve UĞUR'ları kaybetmemek dileğimle...

. . . Yes, I can feel myself as restless as a dove but I know that in this country people do not touch and disturb the doves. . .

Our dearest friend , our brother , the editor in chief of AGOS newspaper Hrant Dink has been assasinated ruthlessly.There are no words to explain our pain. Our deepest condolences for those who can still feel themselves as human beings. AGOS Members...

NOT: Sanıyorum çoğu kişi; AGOS kelimesinin Ermenice olduğunu düşünüyordur. Oysa.... Türkçe'de de kullanılan kırsal kökenli bir Anadolu teriminden başka birşey değildir. Sabanın toprakta açtığı ark vardır. İşte ona, AGOS denir. İçinden su geçer, tohumu atarsınız. Oradan da bereket fışkırır. AGOS Gazetesi kurucuları da, yaratacakları fikirlerle, yetiştirecekleri entelektüel değerlerle bir AGOS olmayı ve bereket fışkırmasını istediler ve bu yüzden bu adı koydular eminim ki...

Shad Shenorhagal em, Hrant!