"Genel Yayın Yönetmenimiz kardeşimiz, dostumuz, en can yakınımız Hrant Dink’i bilinçli ve alçakça bir cinayet sonucu kaybettik. Acımız hiçbirşeyle mukayese edilemez. Kendini hala insan hissedebilenlerin başı sağolsun. AGOS Çalışanları..."En son yazısında demişti ki: "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce..."
Ürkektir güvercinler. Kimi zaman evlerin, apartmanların parapetlerine konar, yem bekler gibi dururlar. Ama ürkektirler, en ufak bir harekette, kanatlanıp uçuverirler, uzaklaşırlar bir kötülük gelecek diye, bilmeden, anlamadan. Ama içgüdüsel bir davranıştır bu. Düşünsenize, hiç tanımadığınız biri sizinle gözgöze gelse ürkmez misiniz? İçinizden birşey kopmaz mı? Ayaklarınız çivilenir belki olduğunuz yere, ya da arkanıza bakmadan kaçarsınız... Hrant Dink, katili ile yüzyüze geldi, ürktü, belki hissetti birşeyler olacağını. Belki zaten hazırlıklıydı herşeye hepimizden daha çok. Oysa, gelen tehditleri yakın çevresi ve gazete okuyanlar biliyordu. Hatta en son gelen tehdit mektubunu ilgili makamlara bile iletmişti. Koruma istememişti; ama korunabilirdi O'na hissettirmeden. Bir gölge gibi. Ne yazık ki başaramadık... Olmadı. Kaybettik... Daha yeniyetme bir subyan, kimbilir kimlerin beynini yıkamasıyla bu hale geldi. Ve ne için? Hrant Dink ölünce fikirleri de mi ölecekti? Hayır! Arkasında bıraktığı ve aynı fikirleri savunan kişiler onun izinden yürümeye devam edecekler. Yılmadan, korkmadan.
Ben de haberi duyduğumda şok oldum ve "Ermeni olayım gidip" dedim, henüz hepimiz Hrant'ız seslerini duymadan ve yazılarını okumadan... Ama bazı şeyleri kabul etmek, yaşamak ve bilmek için BİRŞEY! olmak gerekmiyor dedim içimden... Aynı havayı solumamız, aynı yollarda yürümemiz, aynı sesleri duymamız bunun için yeterli zaten. Tabii sesleri farklı yorumlayanlar da bu olaydaki gibi olacaktır. Bize düşen, kulaklara giden sesleri, algılamak ve doğru bir şekilde yorumlamak... İşte bunu başarabilirsek; o zaman BİR oluruz, BİRŞEY değil...
İstanbul'da yaşayan, dostluğundan büyük zevk aldığım, benim için gerçekten önemli olan ve hayatımdaki tek Ermeni arkadaşım olan Dikran'a bir mail yazdım olaydan hemen sonra. "Yarın, benim ve annem için de birer mum yak Meryem Ana'da" diye... Ve edeceğin her dua da benim için kabuldür, dedim... Bundan güzel BİR olmak var mı? Dinler ve diller ayrı olsa da, gönüller bir. Başka HRANTları ve UĞUR'ları kaybetmemek dileğimle...
. . . Yes, I can feel myself as restless as a dove but I know that in this country people do not touch and disturb the doves. . .
Our dearest friend , our brother , the editor in chief of AGOS newspaper Hrant Dink has been assasinated ruthlessly.There are no words to explain our pain. Our deepest condolences for those who can still feel themselves as human beings. AGOS Members...
NOT: Sanıyorum çoğu kişi; AGOS kelimesinin Ermenice olduğunu düşünüyordur. Oysa.... Türkçe'de de kullanılan kırsal kökenli bir Anadolu teriminden başka birşey değildir. Sabanın toprakta açtığı ark vardır. İşte ona, AGOS denir. İçinden su geçer, tohumu atarsınız. Oradan da bereket fışkırır. AGOS Gazetesi kurucuları da, yaratacakları fikirlerle, yetiştirecekleri entelektüel değerlerle bir AGOS olmayı ve bereket fışkırmasını istediler ve bu yüzden bu adı koydular eminim ki...
Shad Shenorhagal em, Hrant!